10/08/2016, 15:07

Kısırlık ve Tüp Bebek Tedavisi Hakkında Bilinmesi Gerekenler...

Prof. Dr. Sedat Kadanalı - Röportaj

Kısırlık nedir ve tüp bebek tedavilerinden okurlarımıza bahseder misiniz?

1993 senesinden bu yana kısırlık ve tüp bebek tedavileri ile uğraşıyorum. Çalışmalarıma ilk tüp bebeğin yapıldığı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde başladım. 1996 yılında Amerika’ya giderek Chicago Rush Üniversitesinde ileri ürüme teknolojileri konusunda çalıştım. Ve tüp bebeğin tüm gelişim aşamalarında ülkemizde bulundum.
Kısırlık kadınların %15’in de bulunan bir sorun. Aslında toplumsal bir problem. Çünkü çiftler evlendikten sonra çocuk olmadığında stres ile birlikte kendilerinde eksiklik hissetmeye başlıyorlar. Ve aile içerisinde huzursuzluklara ve mutsuzluklara sebebiyet vermeye başlıyor. Kısırlık kadın doğumun bir alt branşıdır. Tüp bebek için hekimlerin özel eğitim alması ve Sertifikasyon programını tamamlamaları gerekir. Tedaviyi ancak bu eğitimi alan hekimler uygulayabilir. Biz hekimlerin öncelikli tercihi sorunu tespit ederek doğal yöntemlerden doğum olmasını sağlamak ama sonuç alınamaz ise tüp bebek yöntemi ile tedaviye başlıyoruz.

Tüp bebek tedavisi ile çocuk sahibi olmak isteyen anne adayının yaş sınırı var mı?
Yaş sınırı aslında bakarsanız var. Çünkü kadın doğurganlığı sonsuz değildir ve yaş ile beraber azalıyor. 35 yaşından sonra başlayarak 40 yaşında belirginleşiyor 43’te bitiyor. Günümüzde kadınlar sosyal hayatın içinde kariyer planlarından dolayı çocuk doğurmayı erteliyorlar. Bu yüzden ileri yaşlarda yani 40 yaş üzerin de artık doğurganlık azaldığında çocuk sahibi olmak için geliyorlar. Tabi bu yanlış zamanlama şansı azaltıyor. Bu sebepten çocuk yapma isteği olan kadınlarımızın doğurganlık yaşını geçmeden çocuk yapmalarını öneriyoruz.

‘’Kanserden değil geç kalmaktan korkulmalı.’’
Kadın sağlığı çok önemli bir husus çünkü; kadın ailenin direğidir. Kadına bir şey olduğunda aile yıkılıyor. Dolayısı kadının kendine iyi bakması gerekiyor. Öncelikle her kadının yılda en az bir defa jinekolojik muayene olmasını ve rahim ağzı kanseri tarama testini her 3 yılda bir defa mutlaka yaptırmaları gerektiğini öneriyoruz. Bu konunun özellikle altını çiziyorum çünkü maalesef 6 ay ve yılda bir kontrol gibi yanlış bir uygulama var. Aslında 3 yılda bir yeterlidir.
Her kadının kendini meme muayenesini yapması meme kanseri riski açısından erken teşhis için büyük önem arz etmektedir. Kısaca özetlemek gerekir ise yılda bir kontrole gidildiğinde hepsi çözülebilecek şeylerdir. Ama geç kalınması durumunda işler daha zor bir hal alabilir. Biz kanserden korkmak yerine geç kalmaktan korkulması gerektiğini söylüyoruz. Erken fark edilen hastalık tedavi edilebilen bir hastalıktık.

Tüp bebek tedavisi yumurtalık kanseri riskini arttırıyor mu?
Tüp bebek tedavisi ile ilgili aslında çok büyük endişeler var. Yani çok yumurta geliştirmenin kanser riskini arttırıyor mu? Diye düşünülebiliyor. Hatta onun dışında tüp bebek ile doğan çocuklar anormal mi olur, sakat mı olur, ileride problemler çıkar mı? Gibi birçok korkular var. Ama tıp bilimi bu konuları yıllardan beri inceliyor. Tüp bebek tedavisi dünya da yaklaşık 40 yıldan bu yana yapılıyor. Ve her doğan bebek izleniyor. İlk tüp bebek Rose Brown 32 yaşın da evlendi ve çocuk doğurdu. O dahi izleniyor. Bugüne kadar yapılan çalışmalar tüp bebek tedavisinin her hangi bir olumsuz yönünü göstermemiştir. Ne meme kanseri ne de yumurtalık kanserin de artış yoktur. Doğan bebeklerin de sağlığında her hangi bir sorun görülmemiştir. O yüzden bu tedaviden korkmaya ya da çekinmeye gerek yoktur.

Prof. Dr. Sedat Kadanalı
www.sedatkadanali.com

0 216 359 08 50 - 0538 380 21 55
kadanali@yahoo.com

Adres: Caddebostan Bağdat Caddesi No:272, Kat:2, D:8 (Acıbadem Tıp Merkezi Karşısı - Caddebostan MADO pastanesinin 50 m ilerisi Kadiköy/ İstanbul